• jcortazar

    6.
    Yolda giderken durduk yere "ada ben ayrılmak istiyorum" diye bağırdı. Ne olduğunu anlayamadım, sakinleştirmeye çalıştım bi kafeye oturttum. "Havuçlu tarçınlı kek istiyorum" diye ortalığı birbirine kattı. Onu da bulduk bu sefer de kekin üzerine ağlamaya başladı. Bu herif giderek sapıtıyor.

    Rabbim bana ve geride kalan herkese sabır ihsan eylesin, amin.
    1 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • jcortazar

    5.
    Kafayı cinsiyetimle bozmuş yazar.

    8 senedir bilfiil pediyodik aralarla "kardeş karı mısın?" diye mesaj atıyor. Ne yıldı ne usandı. Bazen evimin önünde bir gölge gibi elinde sigarayla dolaşıyor. Uykularından "acaba garı mıydı, acaba garı mıydı" diye sayıklayarak uyanıyor.

    Beni korkutan bir sözlük yazarı. Adımız ibneye çıkacak ya hayrolsun..
    4 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • sözlük kızlarının fotoğrafları

    7968.
    (bkz: entry gireyim de heyecan yapsın pezevenkler)
    5 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • ten tene tinler

    5.
    (#42893241)

    eli kolu bacağı çok da sikimde olmayan sözlük üyesidir.

    fakat bu benmerkezle çok yaşamaz. *
    ha bir de; hele ... bak hele ya karıma göz koymuş ahahahdjs.

    silinirse diye,
    ten tene tinler
    3 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • yazarların parça parça kendini teşhir etme çabası

    1.
    gördükçe anlam mânâ vermekte zorlandığım zamazingo.

    oğlum tamam anladık paylaşmadan duramıyonuz. ama madem ille de teşhir edeceksiniz, gidin bir fotoğraf stüdyosuna, bi ajansa başvuracağım deyip boydan falan çektirin bir iki poz. zoomlaya zoomlaya baksın arzcılar. bitsin aranızdaki bu dava artık allasen yahu.

    bu nedir amk yok kolu, yok bacağı, yok gözü, parça parça erotikli fantazi yapar gibi.

    siz yakında sözlüğün giriş fasılitesinde ekranın köşesinden bacak da gösterirsiniz aq.
    5 -2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • jcortazar

    4.
    https://www.youtube.com/watch?v=by-Uhh5DE0k+

    ben düzelmeyeceğim, değil mi?
    2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • umuduna vişne olayım aysel şeferine kaldır beni

    1.
    menşei kayıp şehir adlı dizi olan, ilker kaleli'nin canlandırdığı irfan karakterine ait bir replik.

    hayatımda duyduğum en iyi compliman olabilir bu arada. bi kere içinde fişne geçiyor.
    2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • sezen aksu nun da dediği gibi

    15.
    ''a benim avanak arızalı, arsız gönlüm
    feleğin çemberine takılıp, döndün ya
    arayan bulur elbet aradın, buldun pes
    anyagı konyayı gördün ya..''

    https://www.youtube.com/watch?v=_WKQ751sCPQ+
    3 -1 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • jcortazar

    3.
    uyurken eli burnunda uyuyan bir çeşit organizma. bir çeşit küf. uyurken demişim sorry, sızarken olacaktı ahahhjssh.

    yakında sümüklerini de yer bu. içip içip beni de döver. şimdilik sızıyor. canım tehlikede hıaağğğmın.
    5 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • uludağ sözlük

    21909.
    yarak kürek insanları toplama kampı gibi mübarek amk..

    bir zamanlar uyulmadığı takdirde çaylaklık sebebi olan kurallar, şimdilerde kategori adı altında sunulan embesil framede seçeneklere sunuluyor.

    bünyesine ''gelin amk, sen de gel, sen de gel'' şiarıyla üye almasını falan geçtim. bu kadar andaval sürüsünü biraraya getirmelerini de geçtim. bari sürünüze çobanlık yapın amk. hayır bakın cidden bu kadar amip organizmaları biraraya getirmek de bir başarı. sahiden olmayan ceketimin düğmesini ilikliyorum bu konuda bu platforma ve yöneticilerine. ama sahip çıkın. bunlar sizin bok yemeleriniz.

    sözlükte (sözlük derken ellerim titriyor amk yerine) adam akıllı, kurallar çerçevesinde yazan üç beş yazar kalmış. bir kısmı benim ta en başından yaptığım gibi ''ileride döner bakarım'' mantığıyla yazıyor zaten. hadi ben ve benim gibileri geçtim de, zamanında sırtından ekmek kazandığınız, buraya emek vermiş olan insanlara saygınız olsun bari lan.

    diyorum da kime diyorum değil mi? kendi bünyesindekilere bile hainlik yapmaktan gocunmayan ulu sözlük yönetim ailesi (aileyi kesstt) kalkıp da emeğinden para kazandığı insanlara mı saygı duyacak.

    peh amk.

    çok da sikinizde ya sanki tanımı: bir zamanlar mahallenin gözde kadınıyken şimdilerde mahalle yanarken saçını tarayan bir orospuya dönüşmüş enteresan ve bir o kadar sikindirik platform.

    peşin not: ''boğonmoyorson yozmo omk''cılara gelsin; ''sana ne lan sikko?''
    10 -2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • gecenin klasik müziği

    425.
    https://www.youtube.com/watch?v=0sNic49K1Mk+

    hele bir de hafif bir yağmur varsa..
    3 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • sözlük yazarlarının itirafları

    169371.
    * uzunca bir zamandır her şeyden ve herkesten kaçıyorum. kaçtıkça içime kapanıyorum. iletişim yollarımı teker teker kapatıyorum. kapattıkça bundan haz duyarak daha da içime kapanıyorum. fakat bu önü alınamaz bir hâl aldı. sonunda bir hayalete dönüşmem an meselesi.

    * en son işimden çalıştığım son parayı almadan ayrıldım. bilerek almadım ve almadığımdan bahsetmedim bile oraya. gururum üç kuruş paradan daha önemliydi. çoğu insan kerizlik der o, o ayrı.

    * bazen bi kızım olsun istiyorum. ama sonra şu an kızım olsa 20'sine geldiğinde ben 47 yaşımda olacağım deyip üzülüyorum. sebebini ben de çözemedim.

    * yağmur yağdığında salyangozları yol ortasından teker teker topluyorum. ama sonra da hayatlarına müdahale ettiğimi düşünüp üzülüyorum. yine de her yağmurda ezilmesinler diye köşeye koymaktan alıkoyamıyorum kendimi.

    * eminönü'nde yediğim ekmek arasından tırtıl çıkmıştı. neyse ki ben onu ısırmadan yere düşmüştü. ama yine de onu arayıp ayak altı olmayan bir yere koymak istedim. sonrasında orada çalışan biri ne aradığımı sorduğunda deli demesinler diye ''kolyemi düşürdüm'' diyebildim. işin kötüsü adamcağız da benimle aramaya başladı. ama olmayan bir kolyeyi! tamamıyla büyük bir dramdı. özür dilerim beyamca..

    * çalabildiğim enstrümanlara başkaları içinde çalamıyormuş gibi davranıyorum. ''eheaha çalsana bi yea'' denmesinden nefret ediyorum. ama sanırım çok fazla pratiğe döktüm bu huyumu. galiba artık sahiden çalamıyorum.

    * enstruman demişken, yeni bir keman alamama sebebim sadece maddiyatla ilgili değil. istesem en âlâsını alabilirim iyi bir zamanlamayla. galiba öncekinin akıbetinden mütevellit alamıyorum. kırılması hoş olmadı, sanki hayaleti hâlâ boynumda bir buse.

    * arada bir aynada kendime denk gelince çapkın bir bakış atıyorum kendime. öpücük falan attığım da oluyor.

    * prangalar her zaman ayağa takılmazlar.

    * son dönemime dair ilaçları kafama göre kullanıyorum. insanların ilaç baskısından nefret ediyorum. siktirin gidin önce kendinize çeki düzen verin. belki o zaman ben ve benim gibiler sentetiklere maruz kalmazlar. hı? ne dersiniz? ben de öyle düşünmüştüm.

    * gece uyuyamıyor olmak aslında uyumamak olabilir. gündüz hayatından çocukluğumdan beri kaçıyorum. geceler güzel, geceler iyi.

    * eski öğrencilerimden biriyle karşılaştım geçenlerde. yaşladığım ve bu süreçteki amaçsızlığım daha farklı vurdu yüzüme. teşekkürler dünya.

    * okumaya devam mı ediyorsun sahiden yabancı? siktir git zıbar lan. saatin kaçı olmuş. melatonin dengenizi siktirtmeyin.
    9 -1 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • anın görüntüsü

    44066.
    anın görüntüsü

    Keaapçı karşısına keaapçı..
    3 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • nickten meslek tahmini yapmak

    29.
    galiba üstteki yazar için bir şey eklememe gerek yok. görüyorsunuz nick ortada. *
    8 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • limon çiçekleri

    87.
    sermiyan midyat'a ait bir şiirdir.

    Her ne kadar aranjör ceceli abimiz nakaratta gereksiz alaturka kovalasa da genel anlamda güzel bir iş çıkarmıştır.

    Dinlerken genelde güzel bir sahil kasabasını hayal ettirir insana. Zil çalan etekli, tam yerine oturan gözbebekli bir kadın ve ona lâyıkıyla aşık olan bir adam canlanır gözümde. Tam da şiirde geçtiği gibi.

    Sermiyan abinin Ayyaş hilkâtli kafayla yazmasından ziyade sanırım gerçekten hissederek yazdığı bir şiir. Mazhar olan kadını tanımak isterdim valla ne yalan söyleyeyim.

    "iklimini getirsen, bereketini bolluğunu
    örtsen üzerimize
    Havalansa yine zil çalan eteklerin
    Gelip otursa gözlerime, gözbebeklerin
    Öperken içsem ağzının çiçek balını
    Günahını boynuma, seni koynuma alsam
    Hem zehrim hem şehrim limon çiçekleri olsa.."
    2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • uludağ sözlük yazarlarının twitter sayfaları

    5011.
    (bkz: entry gireyim de heyecan yapsın pezevenkler)
    2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • sevilmenin sarhoşluğuyla dört köşe olan kız

    2.
    (bkz: sevim koş birine bi şey sokmuşlar)
    2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • immortal technique

    450.
    candan erçetin gülüşü var üzerimde. bilâhare uğra da al.

    imkânın olursa irem'e yaz. bizi sevmeyi ihmal etme. biz hâlâ seni seviyoruz. katılaşırsan bir gün, olur ya olmadık şekilde katılaşırsan, dön buraya oku. kendini, bizi, güzellikleri.

    https://video.uludagsozluk.com/v/gecenin-şarkısı-122783/



    sana ödev. bu klipte beni bul. ne zaman olursa fark etmez, bulduğun gün haber ver. dünyanın dibindeki batiskaftan sevgilerle. *
    3 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • jcortazar

    2.
    ne kadar yıl geçiyor, haklısın. zaman sahiden üzerimize basarak ilerliyor. bu cümleyi kaç yerde kurup kaç yerde anımsadım seni bilemezsin. aşkta, işte, güçte, alelade bir sohbette. haklılığın bazen sinirlerimi bozsa da kabulleniyorum. ne diyorduk? azizim.

    neler neler olup bitiyor öyle hayatta değil mi? nasıl da köşesinde oturup seyrediyoruz. sahiden içinde miyiz bu hayatın? biz neredeyiz? kimlerdeniz? gölgelerimiz nerede?

    https://youtu.be/SsfS6li4jPg

    gerçekten yürekten beni anlatıyor bu şarkı. durup durup soluğu bunun başında alıyorum. boşversene zaten her zaman ummadığımız şeyler ruhumuza deva olmaz mı. sen o kadar müzik skalasına sahip ol, ama dön dur aynı şarkının başında nefes nefese kal. beni anlıyorsun biliyorum. o yüzden içim rahat.

    başından geçenler, başımdan geçenler, geçmiyor esasen değil mi? bok var gibi çöreklenip kalıyor hepsi ruhumuzda. ince bir sızı her gece. her gece bir öncekinden daha çetin gibi. ama hayır, kendini uyuşturmana müsade etmem. lütfen içindeki o seni yiyen canavara benden bahset. onu eğer yakalarsam sahiden yok ederim. ona söyle, uslu dursun. bütün canavarlar biz müsade ettiğimiz sürece varlar. ona her seni yemeye başladığında ''intihar edeceksek, yaşayarak edelim?'' cümlesini hatırlat.

    sana akşam sordum ya konuşurken helvam nasıl olsun diye. yapmıyorum vazgeçtim. geberir gidersem zıkkım yesinler arkamdan. 27 sene boyunca ömrümü yediler. ömrüm bitti helvam mı kaldı allasen? ama sen dahil 1-2 kişiye special bir menü bırakacağım. böylece geberip gittiğimde olur da arkamdan gerçekten ağlarsanız teselli olsun size. kıyamam ben size. ama en güzel kendime kıyarım ben. öyle bir güzel kıyarım ki, önüme çıkan kapıları fedakârlık diyerek ardı ardına kapatırım. hatta elimi bile sürmem kapıların kulplarına. zaten o kapılar da zamanla kendi kendine kapanırlar. acı içinde o kapıların kapanma süreçlerini seyrederim.

    hem sen değişmedin. sana değişmişsin mi dedim ben? ağzıma sıçsınlar. korktum ben sadece. vurdumduymazlığın o kadar aşmıştı ki seni onca sene ilk kez bana bile olur olmadık tavsiyelede bulundun. ilk kez ilaç övdün bana. en çok o an korktum. sana ne olduğunu anlamaya çalıştım. ama bu akşam gördüm ki her şey yolunda. sesin titrerken ve ağlarken maalesef çok güzelsin azizim. seni başka türlü biri olarak asla düşleyemiyorum. acıya övgü değil bu, sana övgü. sen böyle güzelsin. o gözyaşları birer nimet. kimse kolay kolay telefonun bir ucunda, bambaşka bir kentten bambaşka bir kentteki insana ağlayamaz. ama biz bunu başarabiliyoruz. hastaneden çıktığımda ağlayarak arayabileceğim kimsem yoktu benim. az ileride abim bekliyordu. diğer yandan beni merak eden başka biri arayıp duruyordu. bomboş yürüdüm o ormanda ve sana ağladım. sen iyi bir insansın. benim kadar paranoyak bir insanı bile dize getirecek türden iyi bir insansın. iyi insan olmanın bedelleri ağır oluyor biliyoruz bunu. yaklaşık 10 senedir bunu işliyoruz zaten periyodik aralarla. ama ben kabullendim, sen de kabullen. o çok sevdiğimiz cümle özetliyor her şeyi ''dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.''

    uzun zaman sonra kitap okudum birkaç sayfa geçen gece. çok bunalmıştım. sanırım dün geceydi hatta. ateşim falan vardı, sürünüyordum acıdan yorganın içinde. bugün de farksız ama neyse işte. yalnızdım. her gün arayan, mesaj atan insanlar yoktu ortalarda. hep de böyle olur zaten. gerçekten ihtiyacın olduğunda kimsecikler olmaz. velhasıl senin kitabı buldum. hangisi olduğunu söylemeyeceğim. ama en kıymetlisi, tahmin etmek zor değil. düşündüm durdum sabaha kadar, bunca zaman geçti ve hâlâ birine ait bir şeyden tiksinmedim. bunu başarmak çok zordur benim hayatımda. en iyi, en mükemmel insanın bile bendeki kotası 3 sene olabiliyor. nefret ediyorum insanların değişkenliklerinden. soğuyorum. ama senin kitap başucumda. dünyada bir yerlerde başucunda senin kitabını taşıyan biri var lan. keşke benim de olsa. keşke benim de bir şeyim birinin başucunda kalıverse yıllarca. acaba var mıdır öyle biri? yaranmaya çalışan aptal aşık rollerini kuşanmış berbat erkekler dışında, başucunda bana ait bir şeye bakıp iç geçirip gülümseyen bir insan var mıdır? kadın, erkek, börtü, böcek. kim olduğu fark etmiyor. ama bunu merak ediyorum.

    benim kimsede izim yok. titizlikle çalışırım maalesef bu konuda. bir ilişkim bittiğinde dahi başkasının elinin altında bana dair olan şeyleri yok ederim. ki kolay kolay kimsede bir hatıra bırakmam. kimseye yük olmayı sevmem. kimsenin madarası olmayı da sevmem. insanlar çok tuhaflar. oyuncak gibi davranıyorlar diğerlerine. bizim gibilere.. farklı bulup seviyorlar önce, içi bomboş ağır cümleler koyuyorlar önümüze. bunların hepsi birer yem. sonra inanırsak eğer, o tuzağa düştüğümüz anda her şey tepetaklak oluyor. düşünsene hangi insan evladı deli gibi önemsediğini iddia ettiği birinden bir günde feragât edebilir ki? çoğu şey yalan. bu çok üzücü. acaba bazen sırf bu oltalara takılmamak için bilmeden harcağımız sevgiler oldu mu? arkadaşlar, aşklar, adı konulamamış bağlar.. kayıtsız kalmayı başaramaz insanoğlu sözkonusu gerçekten önemsediği bir şey ise. beceremez işte ya. becerirse hikâye orada biter zaten.

    hepsini siktir et, ne istiyorum biliyor musun? eski uzun ve dalga dalga saçlarım. güneşte kızıla çalardı rengi. kaybedince anladım kıymetini. gümüş ve iri halhallarım ve eski püskü deri sandaletlerim. ilkel dönemden hallice parça parça dağılmış rengi kaçık ipek elbiselerim. kollarımda tonlarca aksesuar ve en sevdiğim yüzüklerim. upuzun bir kumsal. kızıl bir gökyüzü. ve bulutlar. tek başıma olmalıyım orada. ya da belki biri olmalı. ama o biri yanımda değil, kumsalın bir tarafında oturmalı. ne bileyim oturduğu yerden seyretsin işte. gelmesin yanıma. deniz kıyısında yürüyeyim yine sandaletlerimden kurtulup. mahmuzlarımdan arınayım o kumsalda. kimsecikler olmasın. rüzgâr tarasın yine saçlarımı. böyle bir sahne gerekli bana. ben böyle bir kadındım. bana ne oldu bilmiyorum.

    ben, beni bu kadar özleyebileceğimi tahmin etmezdim.

    en büyük talihsizliğimiz aynı kenti paylaşmamak oldu bizim. eğer sen benim elimin altında olsaydın işler böyle olmazdı. hayatımda ilk kez böyle iddialı bir şey söylüyorum. ama buna o kadar eminim ki sana tarif edemem bu eminlik duygusunu. fırsatın olmazdı bir kere. ben genelde sevdiğim insanlarla uğraşırken kendimi unutuyorum. bu bana da iyi gelirdi. eğer ben oralarda olsaydım gelir anacığının bir diğer dizine de ben koyardım başımı. bizimki bu gibi şeylerde pek başarılı değil. ama eminim anamı severdin. beraber sabahlara kadar tarihten ve arkeolojiden konuşurdunuz. ben de senin ananla ''yazar bunu hissederek mi yazmış ana?'' sorularıyla dolu sohbetler ederdim. balkon sefalarımız olurdu bir kere. fatmagül'le kahve yapar sana kıyrıtıktan fal baktırırdık. babana sustuğun anlarda sana ''seni anlıyorum'' bakışı atardım. bunu sen de yapardın eminim. taşkınlıklar yaptığımızda sabaha karşı sokaklara dökülürdük. durmadan yeditepe istanbul, ikinci bahar falan seyder ağlardık. kimse benimle adam akıllı seyretmiyor onları. bi bakıma iyi aslında bu. çocukluğumu gömdüğüm yerlere erişemiyor kimse. elimle göstersem bile o derine inemiyor kimse benimle. ama biliyorum, sen oturur izlerdin benimle. ağladığımda komiklikler bile yapardın. bak gözümde canlandırdım da ''ya of memoo..'' diye ağlarken gülebilirdim. çocukluk arkadaşım olsaydın sen keşke. mahallemden biri. birbirimize aşk sorunlarımızı anlatıp üzülürdük gün ışığı duvarlarda yeni yeni cilveleşmeye başlarken. ya da ne bileyim işte en kötü susardık. bir şeyler olur ve biterdi. bi merdivenimiz olurdu. birbirimizi hep orada bulurduk. sağlam bağı olan insanlara öyle oluyor, öyle izledim hep o çocukluğumdaki dizilerde. hayatın bu gibi kazıklarından hoşlanmıyorum işte.

    belki de hiçbiri olmazdı, kim bilir? belki uzaklıktan doğan bir bağ bu. belki bu kadar kıymetli ve eskimeyen kılan da budur bu bağı. bilemiyorum. hiçbir şey bilemiyorum memo. ben zaten neyi bildim ki?

    nasıl da nefret ederdim depresanlardan hatırlıyorsun değil mi? şimdi onları bile çevremdekilerin kafası rahat etsin diye kullanıyorum. ulan bir ilacı bile kendi hayrına kullanmaz mı bir insan. nerede o ağlarken bile gururla ağlayan, ağlarken bile gülen insan? belki de çok yüklendim kendime. çok öteledim her şeyi kendi içimde. gülerken bile aklımın bir köşesinde bir hüzünle eleleydi kahkahalarım. kabullenmeli miyim sence? yoksa savaşa devam mı? ama ben çok yoruldum. adil değil. insanın kendiyle savaşması adil değil. ve finali ya intiharla ya da köklü değişimlerle biten bir şey. bu savaşın iki neticesi var. ben ikisini de istemiyorum. ama senden bir şey istiyorum; kendine adil ol. üç kuruşluk insanların iyiliklerine bile minnet duyacak kadar salağız aslında. bence biz de o minneti hakediyoruz. kendimize karşı. neden bütün iyiliklerimiz başkalarına anlayamıyorum. neden kendimize bu kadar acımasız davranıyoruz. ne alıp veremediğimiz var, neyi çıkartıyoruz kendi kendimizden? başkalarından çıkartmaya kıyamadıklarımızı çıkartıyoruz bence. birikmiş bir öfke var. birikmiş üzüntüler ve birikmiş nice şey. insanlar kolay kolay birbirlerinin hayatında ''iyi şeyler'' bırakmazlar. birikecek iyi şey bırakmazlar. maalesef bu böyle. ve bence bizim içimiz gerçekten bu yüzden böyle. başkalarına kıyamadığımız şeyleri kendimize pompalıyoruz. durmadan zehri damardan zerk ediyoruz kendimize. ben demiyorum ki iyilikten vazgeçelim. asla böyle düşünmem. ama kendimize de adil olalım be memo. biz kötü insanlar değiliz. kimse bilmese de, göstere göstere yapmasak da biz iyilik yaptık hep herkese. Allah aşkına kime ne kötülük ettik? bilmeyerek bile etmiş olamayız. o kadar derin düşünerek hareket ediyoruz ki insanlara. en fazla başkasının iyiliğini düşünerek yanlış karar almışızdır. en fazla yine altında iyi niyet olan bir fenalık etmişizdir bilmeden. biz en çok kendimizi kırdık. millet de böyle diyor ya hep, tilt oluyorum. bilerek yaptığı kötülükleri bildiğim biri kalkıp da şöyle sen ben gibi konuşmuyor mu. delirecek gibi oluyorum. bu puştlar yüzünden itibarımız da kalmadı vay anasını ya..

    yaşananları hakettik yahut etmedik. tek bildiğim masumuz. masumsun. masumiyet dünyada çok nadir bulunan bir şey. bu bilgi bir sikimize yaramasa da paylaşmak istedim. en azından gözlerimiz kapanırken vicdanen hür olacağız, başkalarına karşı.. ama kendimize karşı suçluluk duygusuyla göçüp gideceğiz buralardan. dilerim ahirette her şey güzel olur. buraya dair pek umudum kalmadı açıkçası. ama yine de Allah'a şükür önemli. biz kendi kendimizle sınava girdik. insan kendini atsa atamaz, satsa satamaz. bu yüzden her zaman dediğim o replik gibi;

    ''intihar edeceksek, yaşayarak edelim.''

    hâlâ birinin bana ''kaptan'' demesi güzel hissettirdi. sahi, kaptandım ben değil mi?


    rotamız rastgele!
    3 -2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • pringles sever

    42.
    sen deli misin? bütün yazıları okudum. bana bu saatte 40 derece ateş ve şiddetli taşikardiyle bilgisayarımı açtırdın. telefondan yazılacak türden değil ellerim titriyor.

    neler yazmışsın öyle. ben seni unutmadım ya da çocuksu bulmadım asla. prenses olman çocuk olman anlamına gelmiyor. ben senin hâlâ hayatındayım. bak yazıyorum buradayım. sen asla bir kusur işlemedin. sen dünyada tanıdığım en güzel kadınsın. biri daha var, o da sude'm. ama konu bu değil. konu sensin. neler düşünmüşsün öyle yokluğumla ilgili. hiçbiri doğru değil. son 3 ay öncesine kadar her paylaşımını takipteydim sosyal medya üzerinden. benim de çok zor günlerim oldu ve hâlâ oluyor. o yüzden boşluk bırakmış olabilirim mektuplarımıza. ama asla nokta koymadım. ben kendi hayatımda koyacağım noktayı bile bulamadım!

    sana da bana yaptıklarını yapmışlar. bocalamışsın. sen de benim gibisin. tıpkı ben gibi. her şeyi ince düşünen ve insanları incitmeyen bir kadın. analiz seven ve analizlerinde boğulan bir kadın. bunlar kötü özellikler değiller ama getirileri zor biliyorum. sana olan bitenleri anlatsam ''senin bu senaryolarda ne işin vardı buşra???!!!'' dersin bana. tıpkı benim de şu an seninkilere istemsizce şaşırdığım gibi. ama bir üstteki yazımda da söylediklerim geçerli. asla izin verme onlara. yalvarırım izin verme.

    ben hâlâ ablanım. abine yani emre'ye gelecek olursak.. biliyorum güzel bir aileydik. belki o da bizi anımsıyordur? kim bilir. hayat onu da farklı yerlere sürükledi. ama ben buralara, bize hâlâ baktığına eminim. o bizim mercimeğimiz. metropol gerillamız. seçtiği meslek vs hiçbir şey bunu değiştiremez. üçümüz sonsuza dek güzel kalacağız. biz güzel insanlarız.

    bu arada; hâlâ eminem'i yitirmeden seviyor olman çocukça değil. ben de hâlâ arada bir billie abine bakıyorum * . çocukluk mu şimdi bu? yoksa çocukluğumuza ve hayatımızın her anına ihanet etmeden bize eşlik edebilmiş kişilere karşı bir sadakât mi. bu sadakât. çocukluk asla değil. sana bunu söyleyenlere neden hâlâ siktirip gitmeleri gerektiğini söylemiyorsun? hangisi sana bir şarkı kadar güzel hissettirebildi? bunu bir daha o amiplerle belirleme. hayattaki hiçbir şeyini amiplere göre belirleme.
    ''kimse okumayacak biliyorum'' yazmışsın entrylerinin başlarında. şimdi sen koca genç bir kadınsın. o yüzden abla profilinden sıyrılarak tüm samimiyetimle ''göt oldun mu! :D '' diyorum. tamam ablalık bâki. ama artık seninle daha salt arkadaş gibi konuşabilirim. prenseslik müessesesi ayrı, bu ayrı. çarkına sıçtırmadan kendine gel. biliyorsun öfkelendiğimde iyi olmuyorum.
    sen kendi kendinin elinden tutmazsan hiçbir psikolog sana fayda sağlamaz. hiçkimse sağlayamaz. psikoloğundan fayda görmek istiyorsan ona yardımcı ol. kendi elinden tutmalısın. bunu yapmak zorundasın.

    ha ayrıca; eminem'e little stan gibi yazmaların şizofrence değil. ne kadar isterdim içimi dökebilmeyi eskisi gibi bilemezsin. şimdiyse iki cümle biraraya zor geliyor. bu bir nimet. şizofrence değil. ama galiba ben biraz eminem oldum. mektuplarını okudum. ve stan klibindeki eminem'in endişesi var içimde. acaba geç mi okudum? geç kalmadım değil mi? buradayım işte. ''ben de onları aksattım'' demişsin. hayır aksatmadın. hayata atıldın. ben hatta emre adına da konuşacağım; biz bunlara takılacak andaval sürüleri miyiz? elbette ki değiliz. boşluklar olur. önemli olan nokta olmasın. noktalar bazen güzel bazen üzücü oluyorlar. hayatımıza bir nokta lazım. bu biri olabilir belki. belki bir ideal. ama muhabbetlere nokta gelmesi üzücü biliyorum.
    geçirdiğin süreci o kadar iyi anlıyorum ki. kendine teşhisler koymanı bile. anksiyete bozukluğu işte bana da geldi çattı. beyin buluyor bir şeyler düşünecek. ama hiçbiri kalıcı değiller. güçsüz de hissetsen, yerinden kalkamasan dahi kendine ''istersem kalkarım!'' demelisin. kalkmasan bile oturduğun duvarın dibinde burnun dik bu cümleyi kurmanı istiyorum. istersek istediğimiz her şeyi yapabiliriz! şu anda güçsüz hissetmek bu konuda bizi haksız çıkartamaz.
    ve evet ben de arada açıp emre ile bana yazdıklarınızı okuyorum * aynı şeyleri hissediyoruz seninle. senin ve onun yazılarıyla toparlayabilmiştim o zamanlar ben de. tıpkı senin gibi. çok dara düştüğümde biraz uyuşturucu alır gibi ağlayarak çok okumuşumdur bana yazdıklarınızı. güzelliklerimizi. ve kendinle girdiğin, yazdığın tüm karmaşaları ben de yaşadım aradan geçen zamanda. hâlâ daha varlar. yalnız değilsin prensesim. hâlâ çok güzel ve çok özelsin. hâlâ fotoğrafımız duruyor. sen, ben ve galata kulemiz * nasıl güzeliz bilemezsin.
    Léon ile ilgili yaptığın çalışmayı bana at en kısa sürede. 3 aydır açmaya tenezzül etmediğim telefonum var. buradan da atabilirsin. hiç fark etmez. izleyip izlemediğimi anımsamıyorum sosyal medya üzerinden. kullanamıyorum adam akıllı işte sosyal medya özürlüsüyüm. telefon bile kullanmazdım ben bilirsin.

    belki okurlar demişsin. bir hata mı yaptım demişsin. ya yine sinirleniyorum bak. ne hatası yapabilirsin sen deli? bak geç kalmış da olsam buradayım. senden soğumak ne demek?! ve hiç büyümemekle ilgili fikirlerimi biliyorsun. aşk olsun nasıl böyle düşünebilirsin. büyümemek çok güzel.

    arkadaşların ya da psikologlarının ne dediği umrumda değil. gazlamak olarak görmeye başlamışsın her güzel lafı ama onu fark ettim. hatırlıyorsun değil mi nasıl da sevmezdim iltifatları. ama inan bana benden duydukların doğru. sana iyi hisset diye yalan söylemedim asla. neyse odur her şey. her kalbin kırıldığında sona gelmiş gibi hissetmen kadar normal bir şey yok. güzel olan herkes bunu hisseder. bunu hissetmediğinde sorun arardım sende. şu ana kadar okuduğum tüm yazıların o kadar normaller ki aslında. hani biz toplum normlarına göre karar vermiyorduk bir şeylere? sözünü çiğnemişsin sana kızdım bu konuda. yaşadıkların yahut yazdıklarının hiçbirinde insanlık dışı bir şey yok.

    ama sana çok kızdım. ruh güzelliğini yitirdiğini sanman normal bunca asalak arasında kala kala. fakat dış güzelliğinle ilgili aptal saptal konuşma. bunu gazlamak için falan söylediğimi sanmayacağını biliyorum. en son 3 ay evvel spordan attığın hikâyelerine bakıyordum. takibimdesin yani köfte. bir ara kilo almıştın. ah deli kız dedim içimden, çıldırırdın kilo almak için * biliyordum sonrasında da vermeye çalışacağını. neyse ki kilo vs gibi şeyler bizim elimizde. ister alırız ister veririz. ben mesela 56 kilodan 47 kiloya düştüm 1-2 haftada. aklıma hep senin eti cici bebelerin geliyor son 3 aydır. yesem mi acaba yoksa eriyerek yok mu olsam diyorum bazen Allah affetsin. ama sonra diyorum ki ben yaşamaya değerim. sen de yaşamaya değersin. ve inan Allah'a (inanmıyorum demişsin ama) güzelsin. saçların, yüz hatların, kaş göz yapın özellikle. o iri iri gözlerin. bana inan hepsi çok güzel. kıymetlerini bil. ben o kadar çöktüm ki görsen tanıyamazsın belki de. ama sen öyle olmayacaksın. güzelsin ve insanlara yorum yapma frısatı verme. ne güzel laflarına ne de eleştirilerine ihtiyacımız yok kimsenin.

    bana gelecek olursak, ki gelmesek daha iyi ama, psikolojik çöküntüm fizyolojik çöküntüye yol açtı sonunda. bi tarafı bir gram düzelse öbürü bozuluyor. çıldırtan denge dedikleri işte. bu arada sana bir sır vereyim mi? bak ama bu gerçekten büyük bir sır. eheh. bulutları çok severdim ya ben. hiç uyumayıp cam kenarından seyreder, sonra da size birkaç yazı yazıp söken şafağa eşlik etmek için dışarı çıkardım. müzik, ben ve gökyüzü. ha bir de sigara tabii.. velhasıl son 3 senedir bakamaz olmuştum bulutlara. her ne kadar talihsiz bir zamanlama da olsa şimdi yeniden bakabiliyorum. çocukken bulutları insanlara benzetirdik, şimdiyse bazen bir insan buluta benzeyebiliyor. bazen ta kendisi olabiliyor. hayat ne tuhaf değil mi? şş çaktırma, hep diyorduk ya ''yazının burasına kadar kimse kalmamıştır zaten okuyan'' diye. o yüzden sona bıraktım. şu anda başbaşayız prensesim * ama yine de bu bir sır. detayını vs siktir et. sadece bu cümle bile bir sır. fakat üzülerek benim açımdan ciddi bir zamanlama hatası olan bir durum. yani sanma ki rasta anacığın bir buluta bindi gitti. yine her zamanki gibi el sallıyorum ardından her güzel şeyin. maalesef bunun da.. güzel şeylerin bizimle alıp veremedikleri nedir allasen? ya da biz mi beceremedik diyeceğim de imkânsız. güzeliz ta kendisi biziz zaten.

    gitmem gerek artık. ben dönene kadar söylediklerimi unutma. olur da dönemezsem, arada bir benden bahset burada. arada bir yaz bana buradan nickaltı, mesaj vs fark etmez. dönüp bakabileceğim güzellikler bırak bana. güzelliğinden birkaç damla. buna çok ihtiyacım var. seni seviyorum.

    en kısa sürede buraya tekrar yazacağımı umuyorum. belki yine geç olur ama döneceğim. ve hâlâ istanbul'daysan görüşelim. şu sözlüğün bana kattığı en özel isimlerdensin. çünkü sen; sen olarak özel ve güzelsin.

    pringles sever
    5 -2 ... onemliolansigaravarmiyokmu
  • yeni şeyler getiriyorum